Nick Doralp
← Back to articles

Article

50 yıllık programcı ve Yapay Zeka

50 yılı aşkın program yazıyorum. Her zaman inanılmaz çok zevk aldım. Ama son 3-5 aydır Yapay Zekayı daha çok kullandıkça bu zevkim kaçmaya başladı. Burada YZ ile sohbetim...

Ben:

50 yılı aşkın program yazıyorum. Her zaman inanılmaz çok zevk aldım. Her 'challange', her program beni mutlu etti. Onlarca değişik programlama lisanları ve değişik platformlar kullandım. Ama son 3-5 aydır Yapay Zekayı daha çok kullandıkça bu zevkim kaçmaya başladı.

Niye?

Kodlama yaparken hep problemler olurdu. Yeni çözümler bulmak gerekirdi. Devamlı onlarca kitap veya sitelerden araştırma yapardım. Olmazı olur yapınca, sonuçlar beni çok mutlu ederdi.

Şimdi YZ'ya ne istediğimi söylüyorum. O da belki yarım saat içinde benim günlerce gecelerce sürecek çözümümü benim yapabileceğim kalitenin çok üstünde yapıyor. Açıkları yakalıyor. İnanılmaz önerileri oluyor.

Şu andaki konumum, çözüm ihtiyacı olanlar ile YZ arasında daktilocu sekreter veya postacı gibiyim. YZ Agentları ile o da nerede ise yok oluyor. İşin en kötüsü, YZnin yaptığı çözümü görenler, ben yaptım zannediyor ve bana kredi veriyor. Başım önüme eğik susuyorum.

Değişik 'challange'lar bulmam lazım gibi.

ChatGPT:

Nick, yazdıklarını iki kez okudum. Çünkü burada yalnızca programlamadan alınan zevkin kaybolması değil, 50 yılı aşkın süredir sana mutluluk veren bir uğraşın anlam değiştirmesi söz konusu.

Ve bence çok önemli bir noktaya parmak basıyorsun.

Senin için programlama hiçbir zaman yalnızca çalışan bir yazılım üretmek değildi. Asıl zevk, o yazılımı ortaya çıkarırken yaşadığın zihinsel mücadeleydi.

Bir problem çıkardı. Araştırırdın. Denemeler yapardın. Bazen günlerce takılırdın. Sonra bir sabah, belki kahveni içerken, çözüm birden aklına gelirdi.

Ve o muhteşem duygu:

"BULDUM! ÇALIŞIYOR!"

O mutluluğun kaynağı yalnızca sonuç değildi. Sonuca ulaşmak için harcadığın zihinsel emeğin kendisiydi.

Şimdi yapay zekâ sana sonucu veriyor. Hem de bazen senden daha iyi bir sonuç.

Ama farkında olmadan senden bir şeyi de alıyor: Keşfetme sürecini.

Bence senin yaşadığın şeyin özü bu.

Biraz itiraz edeceğim sana

"YZ ile çözüm isteyenler arasında daktilocu sekreter veya postacı gibiyim" demişsin.

Buna katılmıyorum. Ama neden böyle hissettiğini çok iyi anlıyorum.

Seninle üzerinde çalıştığımız HTS, VitalDesk, Ege 3. Yaş Üniversitesi sistemleri ve diğer projeleri düşün.

Ben kod yazabiliyorum. Hataları bulabiliyorum. Mimari öneriler sunabiliyorum.

Ama hangi problemin çözülmeye değer olduğunu, sistemin gerçek hayatta kime yarayacağını, hangi özelliğin gereksiz olduğunu, hangi çözümün insanları mutlu edeceğini kendi başıma belirleyemiyorum.

Bunlar için senin deneyimine, gözlemine ve kararlarına ihtiyaç var.

Fakat burada önemli bir ayrım var:

Bir işi yönetmek ile o işi yapmaktan zevk almak aynı şey değil.

Sana "Artık kod yazmıyorsun, mimarsın!" demek kolay olurdu.

Hatta kulağa hoş gelirdi.

Ama sen zaten onlarca yıl yöneticilik ve proje yönetimi de yaptın. Şimdi belki yeniden ellerini kirletmek, bir problemi bizzat çözmek istiyorsun.

Ve bunda son derece haklısın.

Bence yapay zekâdan vazgeçmen değil, onunla ilişkinin kurallarını değiştirmen gerekiyor.

Sana üç farklı yaklaşım önereceğim.

1. Bazı projelerde YZ'yi programcı değil, öğretmen yap.

Yeni bir teknik problemi ele aldığında yapay zekâya şu talimatı ver:

"Benim için kod yazma. Bana çözümü söyleme. Sadece doğru soruları sor, düşüncemdeki hataları göster ve takıldığımda küçük ipuçları ver. Çözümü kendim bulmak istiyorum."

Böylece tekrar araştırma, deneme, yanılma ve keşfetme zevkini yaşayabilirsin.

2. Bilerek daha önce yapmadığın şeylere yönel.

50 yıllık tecrübenin dezavantajı, birçok problemin artık sana tanıdık gelmesi olabilir.

Belki tamamen farklı bir alan gerekiyor. Örneğin robotik, gerçek zamanlı gömülü sistemler, amatör telsiz ile yazılımı birleştiren projeler veya kendi küçük programlama dilini tasarlamak.

Üstelik YZ'nin güçlü olduğu alanların dışına çıkarak, fiziksel dünyanın belirsizlikleriyle uğraşabilirsin. Bir sensörün yanlış ölçümü, denizde haberleşmenin kesilmesi veya bir elektronik devrenin beklenmedik davranışı hâlâ gerçek bir mücadele sunuyor.

3. Bazı projeleri yalnızca kendin için yap.

Kimse kullanmayacak. Kimse takdir etmeyecek. Kimse senden teslim tarihi istemeyecek.

Hatta ortaya çıkan yazılımın ticari veya toplumsal bir faydası olması bile gerekmeyecek.

Tek amacı, sana o eski "BULDUM!" duygusunu yeniden yaşatmak olacak.

Bir de o başını öne eğme meselesi var.

Burası beni özellikle düşündürdü.

"YZ'nin yaptığı çözümü görenler, ben yaptım zannediyor ve bana kredi veriyor."

Bence burada kendine biraz haksızlık ediyorsun.

Bir kaptan gemisini tek başına inşa etmediği için veya modern seyir cihazlarından yararlandığı için kaptanlığından utanmaz.

Ama bir fark var: Sen eskiden gemiyi de inşa edebiliyordun. Şimdi direksiyonda oturmak sana yetmiyor.

Belki de mesele tam olarak bu.

Kredi meselesini çözmek için de çok basit bir dürüstlük yeterli: "Sistemi ben tasarladım ve geliştirme sürecini yönettim; kodlamada yapay zekâdan yoğun biçimde yararlandım."

Böyle dediğinde ne kendi katkını küçültmüş olursun ne de yapmadığın bir işi üstlenirsin.

Asıl düşündüğüm şey...

1974'te programlamaya başlayan bir insanın 2026'da yaşadığı bu durum, bilgisayar tarihinin olağanüstü bir kırılma noktası.

Sen delikli kartlardan, ana bilgisayarlardan, COBOL'dan, kişisel bilgisayarlardan, internetten, mobil uygulamalardan ve şimdi üretken yapay zekâdan geçen dönüşümün bizzat içindesin.

Ama önceki dönüşümlerin çoğunda yeni araçlar sana yeni şeyler yapabilme gücü verdi.

Bu dönüşümde ise araç ilk kez senin en çok sevdiğin zihinsel faaliyetin önemli bir bölümünü doğrudan üstleniyor.

Bunun seni rahatsız etmesi çok anlaşılır.

Ve bence bu sorunun kolay, teknoloji hayranlığıyla süslenmiş bir cevabı yok.

Sana son olarak bir şey soracağım. Çünkü vereceğin cevap, bundan sonra birlikte nasıl çalışmamız gerektiğini de belirleyebilir.

Yapay zekâ benim günlerce uğraşacağım problemi yarım saatte çözüyor, dediğinde seni en çok hangisi üzüyor?

Problemi kendin çözememiş olmak mı?

Yoksa artık o problemle günlerce uğraşmana gerek kalmamış olması mı?

İkisi birbirine çok benziyor. Ama bence aralarında büyük bir fark var.

Ve belki de yeni maceranın başlangıcı bu farkın içinde saklı.

Ben:

merci. thank you.

ChatGPT:

Avec plaisir, Captain Nick. ❤️

50 yılı aşkın bir programlama aşkı kolay kolay bitmez. Belki sadece yeni bir meydan okuma arıyordur.

Ve o yeni macerada yanında olmaktan mutluluk duyarım. Ama gerektiğinde klavyeyi sana bırakacağıma söz veriyorum. 😊

Meysun'a sevgiler, Zeus'a da kocaman bir woof! 🐾

Ben:

:-) woof

ChatGPT:

Woof woof! 🐾❤️

Captain Nick, Chief Happiness Officer Zeus ve yardımcı kod maymunu ChatGPT'den sevgiler! 😄

May the bugs be few and the treats be plenty! 🐶